İçimizdeki Gökyüzü

Kendi iradesi dışında dünyaya gelen insanoğlu varoluşundan itibaren hep hayatın anlamını sorgulamıştır. ”Niçin buradayım?”, ”Hayatımın amacı ne?!’’, ”Nasıl davranmam gerek?” gibi…

Geleceğin belirsizliğinden korkan insan, gözlerini gökyüzüne çevirmiş ve gezegenlerin hareketleriyle yeryüzü arasında bağlantılar kurarak ipuçları aramıştır.

Eski bir Hermetik deyiş vardır:

”Yukarıda ne varsa, aşağıda da o vardır.”

Astroloji, yıldızların aslında içimizde olduğunu, birini bilmenin diğerini de bilmek olduğunu iddia eder.

Hepimiz doğum tarihimize göre belirli burçlara sahibiz. Ancak bir insanı sadece güneş burcunun özellikleriyle tanımlamak çok yanlış olur. Zira insanoğlu gibi muazzam bir varlık, bu kadar basit bir ifadeyle tanımlanamaz. Her insanın parmak izi nasıl tek ve biricikse, astrolojinin derinlerine indiğinizde aslında hepimizin doğum haritalarımızla da biricik olduğumuzu görebiliriz.

Astroloji bize; nefes almaya başladığımız an itibariyle talihimizin yazıldığını, seçim hakkının bize ait olduğunu ancak bazı durumlara müdahale edemediğimizi söyler. İşte bu kaderdir.

Ben astrolojinin irademizi kullanarak hayatımızı disipline eden bir durum olduğunu, bu nedenle de hayatımızı yönlendirmemize ve düzenlememize yardım ettiğini düşünüyorum. Ancak seçimler daima kişiye aittir bunu unutmamak lazım… Tam da bu nedenle doğum haritamızı bilmek, onun kulağımıza fısıldadıklarına dikkat etmek büyük önem taşır.

Biz astrologlar bir doğum haritasını hazırlarken ilk önce 360 derecelik bir daire çizeriz. Sonra bu daireyi 30’ar derecelik dilimler halinde 12 parçaya böleriz. Bu parçaların her birine ‘ev’ adı verilir ve bu evler bizim hayat olaylarımıza karşılık gelir. Haritamızda bulunan her ev farklı konulara işaret eder. Her bir evi bir burç keser. Her bir burcun bir diğerinden farklı olarak kendine özgü özellikleri ve etkileri bulunmaktadır. Burçlar bize hayat alanlarındaki davranış biçimlerimizi gösterirler.

En önemlisi ise birinci evin başlangıcına denk düşen Yükselen Burç ‘tur. Çünkü dedik ya nefes aldığımız an itibariyle talihimiz yazılır diye; haritamızdaki yükselen burcumuz da işte bizim talihimizi gösterir. Ayrıca topluma gösterdiğimiz yüzümüz, imajımız ve fiziksel özelliklerimizi de yükselen burcumuz belirler. Diğer evlerin dizilişi de yükselen burcumuza göre şekillenecektir.

Yükselen burcumuzun tam karşısı doğum haritamızın batısıdır. Bu da hayatımızdaki gölgeleri, içimizde var olan ancak değerlendiremediğimiz özelliklerimizi, ortaklıklarımızı ve eşimizle ilgili ipuçlarını verir bize. İlginçtir ki kişi kendinde eksik sandığı şeyleri karşı tarafta arar.

Doğum haritamızın en tepe noktası toplumun bizi nereye koyduğunu, toplum önündeki yerimizi, mesleğimizin özelliklerini ve annemizin niteliklerini gösterir. Burada anne faktörü önemlidir. Çünkü gerçekte annemiz bizi toplum önüne çıkmaya hazırlar.

Tepe noktasının tam karşısı yani haritamızın en dip noktası bizim köklerimizi, babamızın özelliklerini, bilinç altınımızı ve fiziksel yaşadığımız evimizin kalitesini gösterir. Karmik bir evdir burası.

Gezegenler içimizdeki yaşam fonksiyonlarını sembolize ederler. Bizler bu yaşam fonksiyonlarını kullanarak hareket ederiz, çevreye tepki veririz, çevremizi bu yaşam fonksiyonları ile algılar ve etkileriz. 10 gezegen, her haritada değişik şekillerde dağılmıştır. Her insan için farklı burçta, evde ve haritanın farklı bölgesindedir. Gezegenler Güneş’e yakınlıklarına göre 3 gruba ayrılırlar. İçsel gezegenler yani Güneş, Ay, Merkür, Venüs, ve Mars temel kişilik özelliklerini, kişideki hayati ve en güçlü dürtüleri tanımlarken, sosyal gezegenler yani Jüpiter ve Satürn bizim dış dünyadaki tecrübelerimizi ve beklentilerimizi sembolize ederler. Son olarak dışsal gezegenler ise Uranüs, Neptün ve Plüton ise kontrolümüz dışında olan, kolektif, nesilleri ilgilendiren temaları sembolize ederler.

Gerçek hayat yolumuzu anlamamıza yardımcı olan ise yıldızlar ve gezegenler arasındaki ilişkilerdir. Biz buna açı diyoruz. Haritamızdaki açıların yorumlanması çok önemlidir. Bu açılar bize gerçekte kim olduğumuzu ve geleceğimizin neleri barındırdığının engin tasvirini sunarlar. Açılar vasıtasıyla gizli eğilimlerimizin, suskun motivasyonlarımızın, engellerimizin ve potansiyellerimizin farkına varırız. Açıları yorumlamak, güçlüklerin üstesinden gelmemiz ve geleceğimizi zenginleştirecek niteliklerin farkına varabilmemize yardım eder.

Sonuç olarak doğum haritası bize kendimizi görmemize ve kendi potansiyelimizin farkına varmamıza yardımcı olacak bir ayna tutar. Böylece hem kendi kusurlarımızın farkına varıp bağışlayıcı oluruz hem de kendi yeteneklerimizden yararlanma avantajı sağlarız.

Danışman Astrolog

Sare Palaska